İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçmeyi üniversiteye ilk başladığım sene Kürek Takımı’ndan arkadaşlarım Vahid ile Alp arasındaki konuşma sırasında duymuştum. O zamanlar 50 metrelik havuzun öteki ucuna nefes nefese varan ben, bunu başarmanın neredeyse imkansız olduğunu düşünmüştüm ve Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nın 6.5 km olduğunu duyunca hayretler içinde kalmıştım…
Aradan geçen 8 ay sonrasında Ekim 2012’de üniversitede kredili yüzme dersi alarak kendimi yüzme branşında geliştirmek istedim. İlk başladığım zaman yüzmeyi su üzerinde kalabilecek kadar biliyordum fakat başımı suya sokarak yüzemiyordum. 2012-2013 sezonunda bir hayli kürek antremanı yaptığım için haftalık yalnızca 1 saat yüzmeye ayırabildim, bu süreçte temel yüzme tekniklerini kaptım.
Geçtiğimiz yaz, 8 Temmuz 2013’te Boğaziçi Yüzme Yarışları’nın Kürek Etabı’nda Boğaziçi Üniversitesi adına yarışa katıldım ve o yıl denize atlamamış olsam da, ortamın atmosferi beni büyülemeye yetmişti. O gün hayatımı değiştirecek 3 büyük hedef koydum önüme:
1- 17 Kasım 2013 - İstanbul Maratonu 42 km koşmak.
2- Gelecek seneki Boğaziçi Yüzme yarışına katılarak Boğaz’ı geçmek.
ve
3- Mezuniyet öncesinde IRONMAN mesafe Triathlon yarışını bitirmek.
(IRONMAN: 3.8 km yüzme + 180 km bisiklet + 42.2 km koşu’nun ard arda ve 17 saatlik üst limit içinde tamamlandığı spor disiplini)
Maraton hazırlıkları devam ederken Ağustos 2013’te Kürek Takımı’ndan arkadaşım Yamaç Kolatan’ın IRONMAN olması beni ekstra motive etti ve hedefi biraz daha erkene çekerek Ağustos 2014 - IRONMAN İsveç yarışına kayıt oldum, hala hazırlıklarım devam ediyor. Maraton sonrası yüzme ve bisiklete ağırlık verdiğim antreman dolu bir sezon ardından, 20 Temmuz 2014 Pazar günü 2. hedefimi gerçekleştirmenin zamanı geldi!
Boğaziçi Triathlon Takımı’ndan Müthiş ile beraber sabah Kuruçeşme’ye gittik, çantalarımızı emanete bıraktık ve sporcu feribotuna binerek Kanlıca’daki start noktasına doğru yola çıktık. Yarışın 2 saat öncesinden itibaren aralıklı olarak bal, muz, incir, hurma gibi protein oranı az fakat karbonhidrat oranı yüksek, kolay sindirilebilir besin tükettik. Saat, start zamanı 10:00’a yaklaştıkça heyecanımız artarken bir yandan da daha önce uzun yüzme ve denizde toplu yüzme antremanları yaptığım için kendimi sakinleştiriyordum. Hızı 3 km’yi bulan Karadeniz’den Marmara’ya doğru akıntılar sayesinde 6.5 km’lik mesafe aslında 4 km’nin altına iniyordu otomatik olarak, tabi ters akıntıya kapılmazsak! Kafamda da 1 saat 20 dk’lık bir süre belirlemiştim tahmini olarak.
‘’Geçilmez Inky’’ lakaplı Dünya Şampiyonu olimpik yüzücü Inge de Brujin’in start düdüğünü çalmasıyla atletler suya atlamaya başladı. Müthiş ile beraber biz de kendimizi Boğaz’ın serin sularına attık. Ters akıntıya kapılmamak adına gidilmesi gereken rotayı öğrenmiştim: kıyılara çok yaklaşmadan daima Boğaz’ın ortasından gitmek gerekiyordu. RumeliHisarı’na kadar Müthiş ile beraber, 1. Köprü’nün orta noktasını kerteriz alarak yüzdük. Ben başlardaki kalabalığın ve Müthiş’in draft alanına girerek ilk 15 dk enerjimi korudum ve rahat yüzdüm. Fakat denizde ilerledikçe insanlar dağıldı ve Müthiş de arayı açtı, bu sebeple RumeliHisarı’ndan bitişe kadar, kerterizi 1. Köprü’nün Avrupa ayağına alarak tek başıma yüzdüm. 50. dakikaya girdiğimde Suada’yı geçmiş ve Kuruçeşme açıklarına varmıştım ki, ters akıntıya kapılarak kendini Kuleli’de bulan Müthiş’i 10 metre ilerde gördüm, birbirimize seslendik ve yüzmeye devam ettik. Hafif sağa doğru yüzerek kıyıya ulaşmayı planlarken çevremdeki herkesin bitiş noktasını kaçırmış gibi geriye doğru yüzdüğünü farkettim ve sürü psikolojisine uyarak ben de geriye doğru yüzmeye başladım. Her 10 kulaçta bir baktığım kıyıya 10 dakika boyunca bir arpa boyu yaklaşamadığımı görünce akıntıya karşı yüzdüğümü anladım ve yönümü değiştirerek yeniden GüneyBatı’ya doğru yüzdüm. Ters akıntının devam eden etkisine rağmen 1:05:51'lik zamanla iskeleye vardım ve gönüllülerin tuttuğu havluya sarılarak anın tadını çıkardım!
Başından sonuna, her an çok keyif alarak yüzdüğüm bir yarıştı ve neredeyse hiç yorgunluk hissetmedim. Ters akıntıya kapılmak veya ara ara buz gibi su kütlelerine denk gelmek dahi insana mutluluk veriyor o atmosferde... İstanbul Boğazı’ndaki bu eşsiz etkinlik herkese önerebileceğim harika bir deneyim!




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder